Etiketler

, , , , ,

SEVGİ DİLLERİ

Kişisel gelişim adlı bölümümüzün bir diğer konusu NLP’nin temellerinden biri olan Sevgi Dilleri’dir. Sevgi dilleri bizim insan ilişkilerini sürdürürken öncelikle olarak önemsediğimiz hareketler, sözcükler, hediyeler ve temas etmeyi içeren eylemlerden oluşmaktadır. Kendi içinde bunların sınıflaması yapılmıştır ve bunun sonucunda;

  • Hizmet Davranışları
  • Onay Sözcükleri
  • Nitelikli Beraberlik
  • Dokunsal Temas
  • Armağan almak başlıkları belirlenmiştir.

Şimdi burada bunları daha detaylı bir şekilde inceleyelim. İçerisinde yer alan örneklerle birlikte hangisini ya da hangilerini sıklıkla kullandığınızı, yakınlarınızın hangi sevgi dilini kullandığını fark edeceksiniz.

 

HİZMET DAVRANIŞLARI

İletişim halinde bulunduğumuz insanlara yardımcı olmak, yüklerini hafifletmek için ortaklaşa yapılan işlerin tümüne “Hizmet Davranışı” denir.

Bir genç kızın mutfakta annesine yardım etmesi, bir erkeğin babasıyla beraber musluğu onarmaları, evli bir çiftin evin tüm işlerini paylaşmaları, küçük bir çocuğun yaşlı birinin poşetlerini taşımasına yardımcı olması; eve gelen misafire ikramlar hazırlamak, havluları değiştirmek, terlik getirmek gibi eylemlerin her biri hizmet davranışıdır.

Bizim kültürümüzde çok önemli yer tutan hizmet davranışı, kimilerinin sevgi dili olmuş, kimileri tarafından ise sadece bir görev olarak görülmüştür.

Peki, hizmet davranışı nasıl sevginin ifadesi, sevgiyi hissettirme biçimlerinden biri olabiliyor?

Bu sevgi dilini öğrenen bazı insanlar, “Evet, doğru. Bana dört dörtlük hizmet eden biri, beni seviyor ve bana değer veriyordur” derken; bazıları ise, “Saçmalık, hizmetle sevgi mi olurmuş! Başkalarının önünde hizmetçi gibi tüm ihtiyaçlarını karşılamak… Bunun neresi sevgi” diyeceklerdir. Çünkü her insanın sevgi dili ayrıdır ve bu farklılık evliliklerde, ilişkilerde daha net görülebilir. Sevgi dilimizi sıralamakta zorluk çekebiliriz. Sevgiyi gösterme biçiminiz ile sevgiyi hissetme biçiminiz ayrı olabilir. Evine gelen misafirine ikramlarıyla, hizmetiyle verdiği değeri gösteren ve sevgiyi göstermek için özel çaba harcayan bir kişi, başkasının kendisine bu tür hizmetlerde bulunmasından hoşlanmayabilir. Yani sevgiyi gösterme ve hissetme biçimi farklı olabilir. Kısaca söylemek gerekirse; bazı kişiler, insanlara hizmet etmekten zevk alsalar bile; bu, onların birincil sevgi dilinin hizmet davranışları olduğunu göstermez. Çünkü sevgi dili sıralamamızı karşı taraftan beklediklerimiz belirler.

Sevgi dili, sevgiyi gösterme şeklimize göre değil, sevgiyi başkalarından en iyi nasıl hissettiğimizi bularak sıralanır. Çünkü birçok kişiyle iletişim halinde olabiliyoruz. Kimine hizmet ederiz, kimine cesaret vererek yaptığı şeyi onaylarız, kimiyle bir yerlere beraber gitmekten hoşlanırız, kimine hediye alırız, kimine içimizden geldiği için sarılırız. Ancak başkalarından beklediğimiz sevgi ifadesi; sevgi sıralamamız neyse yani sevgiyi en iyi hangi yolla hissediyorsak, odur.

Evli bir çift düşünelim. Diyelim ki; erkeğin birincil sevgi dili hizmet davranışı olsun. Kadın içinse bu, son sıralarda yer alsın. Evlilikleri ilerledikçe problemleri büyüyor. Erkek evine geldiğinde, eşinin sevgisini ona yapacağı hizmetlerle göstermesini istiyor. Kadınsa, eşinin kendisini sevmediğini, sadece ev işleri yapacak birine ihtiyaç duyduğu için kendisiyle evlendiğini düşünüyor. Kızıyor, hatta bu kızgınlığı bazı anlar nefrete dönüşüyor. Bu, birçok kişinin benzerlerini yaşadığı küçük bir olay olsa da, maalesef nice evliliklerin de bitiş sebebi olabiliyor. Sevgi dili hizmet davranışı olan bir insan, bunu, emrivaki bir şekilde değil; rica cümleleri kullanarak istemeli ve sevgiyi hissettirme biçiminin hizmet davranışı olduğunu çok güzel bir üslupla anlatmalıdır.

O zaman zorunluluk olmayacak, sevgiler kızgınlığa dönüşmeyecektir. Evinde kendini eşinin hizmetçisi değil de, sevdiği olarak gören kadına onun temizliğini, bulaşığını, yemeğini ve ütüsünü yapmak çok zor gelmeyecek, her şeyi zevkle yapacaktır.

Ya da bayanın sevgi dili hizmet davranışları ise, eşinden istediği ufak tefek hizmetler ve yardımlar, eşi tarafından ona bir sevgi gösterisi olarak sunulacaktır. Böyle olduğunda ise çok çaba sarf edilmeden huzurlu bir aile ortamı sağlanacaktır.

 

ONAY SÖZCÜKLERİ

Kim duymak istemez ki; ne kadar şık olduğunu, ne kadar güzel yemek yaptığını, ne kadar başarılı ve yetenekli… ne kadar…, ne kadar…

Bu boşlukları duymak istediğimiz birçok sözcükle doldurabiliriz. Evet, kişi ne kadar yeteneklerinin farkında olursa olsun takdir edilmek ister; yakınından, patronundan, eşinden. Ya da eşiyle tartışmışsa onun sevecen, çocuksu sözleriyle gönlünü almasını ister. Sevgi dolu sözler, kişinin kendini iyi hissetmesini sağlar.

Tabii bundan herkes hoşlanır, ancak bazı insanlar için sevginin en önemli dili onay almaktır. Takdir edilmek, beğenilmek, cesaretlendirilmek… Her kim kendisine böyle davranıyorsa seviyordur onu. Birincil sevgi dili onay sözcükleri olan kişi, söylenen cümlelerle başarılı ya da başarısız, mutlu ya da mutsuz olur. Bu insanlar, yaptıkları yemek övüldüğünde, diğer gün daha fazla çabalar. Anne ya da baba olmak o kişiyi korkutmuşsa, cesaret verici sözler duyduğunda rahatlar. Artık çok iyi bir anne ya da çok iyi bir baba olmaya hazırdır. O sözler ona yetmiştir. Ya da kırgındır sevdiğine, ama birkaç sevecen cümleyle unutur dargınlığını gülümsemeye başlar.

Birincil sevgi dili onay sözcükleri olan kişi; bunu eşine ya da beraber yaşadığı insanlara güzel bir ifadeyle anlatmalı, sevgi ihtiyacını en iyi bu yolla karşılayabileceğini açıkça söylemelidir. Bu kişiler sevgi depolarını sözcüklerle doldurur, alacakları kararlarda insanlardan onay beklerler. İlgi alanlarına göre yönlendirilmek isterler.

Bazı insanlar cesaret veriyorum diye kendi düşüncelerini yansıtmak isterler. Bu, ne kadar iyi niyetli olursa olsun cesaret vermek değil; o insanın bu noktasını kullanarak onu kendi istediği modele sokmak olur ki bu hem ahlaki olmaz, hem de sevgiye, mutluluğa ulaştırmaz. Çalışmak isteyen bir bayana eşi, “Bak, evde ne güzel temizlik yapıyorsun” diyerek, ona cesaret ve destek verdiğini düşünür ve karşılık olarak da “İyi ki çalışmıyorum. Demek güzel temizlik yapıyormuşum. Çok sağ ol!” demesini bekler. Bu, o insanı cesaretlendirmez. Eğer gerçekten sevgiyi en güzel şekliyle yaşamak istiyorsak, birincil sevgi dili onay sözcükleri olan kişiyi ilgi alanına göre yönlendirmeli, kendine güvenmediği durumlarda cesaret veren sözlerle başarılı olmasına yardımcı olmalıyız.

Güzeli duymayı herkes ister, fakat birincil sevgi dili onay sözcükleri olan insanlara bir-iki güzel söz yetmez, onlar daha fazlasını duymak isterler. Sevildiklerini ancak bu şekilde hissederler.

“Canım, harika görünüyorsun!”

“Senin gibi bir babam olduğu için gurur duyuyorum!”

“Anneciğim, ördüğün kazağı giymeye kıyamıyorum, o kadar güzel ki!”

“Çok güzel konuşuyorsun, düşüncelerine hayranım!”

İşte bu büyülü sözleri kullanarak, onay sözcüklerine önem veren kişilere sevgimizi en güzel şekilde ifade etmiş oluruz.

 

NİTELİKLİ BERABERLİK

Birlikte yapılan bir plan, beraber yenilen yemek, huzurlu bir ortamda edilen bir sohbet… Bunlar, nitelikli beraberlik denilince ilk akla gelenlerdir. Birincil sevgi dili nitelikli beraberlik olan kişiler, sevdikleriyle birlikte bir şeyler yapmak isteseler de asıl istedikleri şey; kaliteli zaman geçirmektir.

Verilen değeri ve sevgiyi beraber geçirilen zamana bağlarlar. Birincil sevgi dili nitelikli beraberlik olan bir bayan, eşine gününün nasıl geçtiğini anlatırken, eşi ara sıra televizyona bakıyorsa, bu bayan eşinin ona değer vermediğini düşünür. Bu yüzden, eğer eşiniz dışında başka şeylere odaklanıyor, ilginizi ona veremiyorsanız; güzel bir üslupla izin alabilirsiniz. Böylece bu hareketinizle ona değer verdiğinizi de hissettirmiş olursunuz. Bu insanlar, sohbet esnasında karşısındaki kişinin tamamen kendisine odaklanmasını isterler. Sevgilerini yaptıkları planlarla gösterir ve karşı taraftan da aynı şeyi beklerler.

Onlar için en önemli şey; kaliteli zaman geçirmektir. Bu nedenle de sohbet sırasında onları rahatsız edecek ortamlardan kaçınırlar. Tamamen karşıdaki kişiye odaklanmak, onu dinlemek ya da beraber televizyon izlemek, varlığını ve değer verildiklerini hissetmek sevgi depolarını doldurmalarındaki en önemli unsurlardan biridir.

Dama oynayan çok yakın iki arkadaş, eğer sevgi dili nitelikli beraberlik ise taşlara değil, birlikte geçirecekleri zamana odaklanacaklardır. Yine, yaptıkları planda beraber olma niyeti vardır.

Birincil sevgi dili nitelikli beraberlik olan birinin beklentilerini şu küçük örnekle de verebiliriz:

Eşine tüm maddi konularda rahatlık sunan bir erkek, onun mutlu olması için bir araba alır. Aradan birkaç ay geçtikten sonra eşi arabayı istemediğini söyleyerek anahtarı geri verir. Adam nedenini sorduğunda, eşi; “Önceleri gideceğim yerlere beni sen götürürdün. Şimdi ise alışverişi bile ben yapıyorum. Pazar günleri dahil sürekli meşgulsün. Sıkıldığımı söylediğimde, arabayla arkadaşlarımın yanına gitmemi, eğlenmemi istiyorsun. Araba olmadan önce çocukları beraber okula götürürdük, şimdi ya sen ya ben götürüyoruz. Yani artık beraber vakit geçiremiyoruz. O yüzden bu arabayı istemiyorum” der.

Eşinin mutlu olmasını isterken, mutsuzluğuna neden olduğunu anlayan adam, artık eşinin ne istediğini biliyordur. Birincil sevgi dili, nitelikli beraberlik olan eşi araba değil, birlikte geçirdikleri kısa da olsa nitelikli zaman dilimlerini istemektedir.

 

DOKUNSAL TEMAS

Dokunsal temas, bazı insanlar için ilişkilerinde çok önemliyken, bazı insanlar içinse bir sevgi göstergesi değildir. Birincil sevgi dili dokunsal temas olan kişiler, sevgilerini insanlara sarılarak, öperek gösterir; benzer davranışları başka insanlarda da beklerler.

Uzun süredir birbirini görmeyen iki arkadaş yolda karşılaşırlar. A şahsı, o şaşkınlık ve sevinçle B şahsına sarılır, öper, tekrar sarılır… B şahsı ise bu sarılmaları kısa keser ve “Uzun zamandır görüşemedik, hadi bir yerlerde oturalım mı, ne dersin?” diye sorar. A şahsı bu teklifi kabul eder ve arkadaşının koluna girerek yol boyunca öpüp, hasret gidermeye çalışır. Ancak bu temastan çok fazla hoşlanmayan B şahsı aynı yakınlığı gösteremez. Çay bahçesine gidip sohbet ederler ve geçmişte yaşadıkları anıları tazelerler. Görüşme bittikten sonra, A ve B şahsına görüşmenin nasıl geçtiği sorulur. Soruya verilen cevap ilginçtir; A şahsı üzgün bir şekilde, “Arkadaşlığımız eskisi gibi değildi; yakın davranmadı, çok mesafeli bir görüşmeydi, sanki onca güzel şeyleri yaşamamışız gibi” der.  B şahsı aynı soruya arkadaşından çok farklı yanıt verir. “Gördüğüm iyi oldu, her şey çok güzeldi, eski günlerden konuştuk, karşılaşmamız çok iyi oldu” der. A şahsı bu karşılaşmadan mutsuz, B şahsı ise mutlu olmuştur. Sebebi incelendiğinde; A şahsının birincil sevgi dili dokunsal temas, B şahsının ise nitelikli beraberlik olduğu anlaşılmıştır. A şahsı arkadaşının sevgisini ancak ona sarılmasından, öpmesinden anlayabilirdi; fakat B şahsı bunu çok fazla yapmadı. B şahsının birincil sevgi dili nitelikli beraberlik olduğu için bunu A şahsına sohbet etme teklifiyle gösterdi. Beraber bir yere gidip oturdular, sohbet ettiler. Bu durumda B şahsının beklediği her şey gerçekleşmiş oldu. Bundan dolayı da B şahsı mutlu, ama A şahsı mutsuzdu. Aynı şekilde A şahsı B şahsının bir yerlerde oturma teklifine, “İşim var, sonra buluşsak nasıl olur?” deseydi, bu sefer de B şahsı A şahsıyla karşılaşmasından memnun olmayacaktı. Çünkü B şahsının birincil sevgi dili nitelikli beraberlik olunca, bu ret cevabıyla sevgiyi hissetmeyecekti.

Birincil sevgi dili dokunsal temas olan kişiler, fiziksel olarak çok fazla yaklaşamadıkları insanlara karşı mesafeli davranabilir, kendilerini onların yanında rahat hissetmeyebilirler. Bizim birincil sevgi dilimiz dokunsal temas olmasa da, bu kişileri daha iyi anlamaya çalışmalı ve onlara sevgimizi içten sarılmalarla gösterebilmeliyiz. Böylece fazla çabalamadan güzel bir iletişim kurmuş oluruz.

ARMAĞAN ALMAK

Armağan almak sevginin en somut şekli, görsel sembolüdür.

Hemen herkes armağan almaktan hoşlanır. Ancak bazı insanlar o an için hediye almaktan mutlu olsalar da, buna çok fazla anlam yüklemezler. Oysa birincil sevgi dili armağan almak olan kişiler kendilerine gelen her hediyeyi özenle saklar. Bu kişiler tebrik kartlarını, mektupları, fotoğrafları dahi muhafaza eder, hatta buruşmuş hediye paketleri ve jelatinlerini bile atmaya kıyamazlar. Armağan alan kişileri unutmazlar; kim ne zaman, ne almış hepsi zihinlerinde kayıtlıdır. Çevremize baktığımız zaman bazı insanların kendilerine gelen güzel sözleri bile özel defterlerine yazdıklarını görürüz.

Bu kişiler doğum günleri gibi özel anları sevdikleriyle kutlamak isterler. Üstelik öyle maddi değeri çok yüksek hediyelerde beklemezler. Kendilerine yazılmış güzel bir yazıyı, bahçeden koparılmış çiçeği ya da hatıra defterine çizilen bir resmi hediye olarak büyük bir mutlulukla kabul ederler.

Onlar sevgiyi ve verilen değeri ancak bu şekilde hissedebiliyorlar. Hatta bazı durumlarda somut bir hediye yerine, sevdiklerinin varlığını hediye olarak isterler. Buna en güzel örnek; doğum yapmış bir bayanın eşine, “Hiçbir yere gitme, bana çiçek de almanı istemiyorum, tek isteğim yanımdan ayrılmaman” diyerek eşinden kendi varlığını hediye etmesini istemesidir.

 

Reklamlar